Uzmanlardan zinde kalmanın 6 yolu

Uzmanlardan zinde kalmanın 6 yolu

Ketojenik diyetten Akdeniz diyetine, aralıklı oruçtan kabak detoksuna, bizi daha zinde, sağlıklı veya zayıf yapmayı vaat eden yeni beslenme biçimleriyle sürekli yeni bilgiler öğreniyoruz. Norveç’teki Bergen Üniversitesi’nden araştırmacıların ortaya koydukları çalışma da size uygun olan diyetin hayatınıza fazladan bir on yıl kazandırabileceğini ortaya koyuyor.

Araştırmaya göre, 20 yaşındaki bir genç hayatının geri kalanında “uygun” şekilde beslenirse, tipik Batı tarzı diyetini (kırmızı et tüketimiyle, yağ ve tuz oranının yüksek olduğu besinler) uygulayan bir kişiden 12,5 yıldan fazla yaşayabilir. Araştırmacılar, kırmızı eti, işlenmiş besinleri ve şekerli içecekleri azaltıp daha fazla tam tahıl, balık, baklagiller, meyve ve sebze tüketen kişilerin ömürlerini uzatabileceğini ortaya koydu. Buna göre diyete tam anlamıyla sadık kalan 60 yaşındaki bir kişi, fazladan 8,5 yıl kazanabilir.

Ancak iyi bir diyetle bile olsa daha uzun yaşamak, daha iyi yaşamak anlamına gelmez. Beslenmenin faydalarını görebilmek ve hayatınızı bu eksende kolaylaştırmak için The Telegraph’ta yer alan işte bu 6 yolu izleyebilirsiniz…

1. EVDEKİ UFAK TEFEK İŞLERDEN KAÇMAYIN

Kimse sizden ağır egzersizler yapmanızı beklemiyor. Koşmak, yüzmek veya bisiklete binmek gibi zorlu egzersizlerin harika olduğunu herkes bilir, ancak sadece evde birazcık hareket bile harikalar yaratabilir. California Üniversitesi’nde, yaşları 63 ile 97 arasında değişen 5.000 kadın üzerinde yapılan yakın tarihli bir araştırma, basit ev işlerini yapanların daha sağlıklı ve daha az ölüm riski altında olduğunu buldu.

Bunun dışında, günde en az dört saatini ayakta geçirenlerin kalp hastalığından ölme olasılığının %62, kardiyovasküler hastalığa yakalanma olasılığının %43 ve felç geçirme riskinin %30 daha düşük olduğunu buldu.

Ayrıca araştırmaya konu olan kadınlar da hareket etmek için ağır egzersizler yapmıyorlardı. Yemek pişirme, bulaşık yıkama, bahçe işleri, duş alma ve ev işleri gibi basit şeyler de dahil olmak üzere onları ayağa kaldıran ve hareket ettiren aktiviteleri vardı. Bu durum da gösteriyor ki, herhangi bir hareket, hiç hareket etmemekten iyidir.

2. BİRAZ DAHA AZ YİYİN

Çok yemek yemenin sağlığa iyi gelmeyeceğini herkes bilir ama bu, bilimsel olarak da kanıtlandı. Yale Üniversitesi Yaşlanmayı Araştırma Enstitüsü’nde yapılan bir araştırma, aldığınız kaloriyi %14 oranında azaltmanın bağışıklık sisteminizi güçlendirebileceğini buldu.

Çalışma, kalorisi düşük diyetlerin daha uzun yaşatma eğiliminde olduğunu gösteren laboratuvar hayvanları üzerinde yapılan önceki araştırmalara dayanıyordu, ancak bu etki insanlarda da ilk kez kayıt altına alındı.

Araştırmacılar, bağışıklık sisteminin önemli bir parçası olan T hücrelerini üreten bir bez olan Timus bezini incelediler. Sağlıklı yetişkinlerde, bu bez 40 yaşına kadar %70 işlevsiz hale geliyor ve sonuç olarak daha az T hücresi üretiyor. Bununla birlikte, bu yeni araştırma, kalori alımını %14 azaltan katılımcıların, azaltmayanlara göre Timus bezinde daha büyük bir işlev hacmine sahip olduğunu, yani daha fazla T hücresi ürettiklerini ve potansiyel olarak daha güçlü bir bağışıklığa sahip olduklarını buldu.

3. DİŞLERİNİZİ FIRÇALAYIN VE DİŞ KONTROLLERİNİZİ AKSATMAYIN

Sosyal izolasyon, bunama için önemli bir risk faktörüdür, ancak aynı zamanda kalp hastalığı, zihinsel sağlık bozuklukları ve erken ölümden muzdarip olma şansınızı da artırır.

New York Üniversitesi Hemşirelik Okulu’ndan yeni bir çalışma ise, kaybettiğiniz diş sayısı ne kadar yüksekse, sosyal olarak izole olma olasılığınızın o kadar yüksek olduğunu buldu. Sosyal olarak izole olmuş ileri yaş yetişkinler, sosyal bağları daha güçlü olanlara göre ortalama olarak 2,1 oranında daha az doğal dişe ve 1,4 kat daha fazla diş kaybetme oranına sahipti.

Bağlantının nasıl ve neden olduğunu değerlendirmek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç var, şüphesiz. Ama araştırmacılar yaş ilerleyip de dişler kayboldukça insanların yemeleri, konuşmaları ve özgüvenleri üzerinde bir etkisi olabileceğini teorileştirdiler. Bu nedenle hayatın her noktasında olduğu kadar, orta ve ileri yaşlarda da düzenli olarak dişleri fırçalamak ve diş hekimi kontrollerini aksatmamak önem taşıyor.

4. İŞİTME CİHAZLARINIZI HATIRLAYIN

İşitme kaybı ve bunama arasındaki bağlantı, araştırmacılar tarafından uzun yıllardır belirtiliyor. Sebepleri henüz tam olarak kesinleşmese de, uzmanlar, işitme kaybının insanların sosyalleşmeden uzaklaşmasına ve yalnızlığı artırmasına neden olabileceğini tahmin ediyor.

63 yaş üstü, 4300 Amerikalı yetişkin üzerinde Ulster ve Oxford üniversitelerinde yapılan yeni bir araştırma, işitme bozukluğunun, bunamanın erken bir belirtisi olan hafif bilişsel bozukluk geliştirme olasılığını iki kat artırırken, düzenli olarak işitme cihazı kullananlarda herhangi bir belirti çıkmadığını buldu.

5. KENDİNİZE ŞEFKATLİ DAVRANIN

Belki söylemesi yapmaktan daha kolay, ancak kendinize nazik davranmanızın, sizin için iyi olduğunun kanıtı Pittsburgh Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmayla geliyor.

Araştırma, kendilerini ne sıklıkta yetersiz hissettikleri ve kusurlarını nasıl algıladıkları sorulan orta yaşlı kadınlara odaklandı. Daha sonra da kadınların arterlerinin ultrasonu çekildi.

Ortaya çıkan sonuca göre, kendine daha şefkatli davranan kadınların daha sağlıklı arterlere sahipler. Böylece yıllar sonra bile kalp krizi ya da felç gibi kardiyovasküler hastalık riskleri de daha düşük oluyor.

Peki kendinize karşı nasıl daha şefkatli olabilirsiniz? Meditasyon ve farkındalık uygulamaları, kendinize nezaketle davranmayı kolaylaştırır, bu da üzerinizdeki stresi azaltabilir. Bunları yapmanın başka bir faydası daha var. Bu kez Michigan Eyalet Üniversitesi’nde yapılan bir başka araştırma, bir meditasyon biçiminin beyin aktivitesini, fark etmeyi kolaylaştırmayı ve kendinizi hata yapmaktan alıkoymak için değiştirdiğini buldu.

Açık izleme adı verilen bu yöntemde, kullanıcılardan hareketsiz ve sessizce oturarak zihinlerinde ve bedenlerinde olup biten her şeye odaklanmalarını isteniyor. Bu meditasyon yönteminin beyin aktivitesini değiştirdiği ve meditasyon yapanların işlerindeki hataları fark etmelerini kolaylaştırdığı bulundu.

6. EGZERSİZ ESNASINDA TEMİZ HAVAYLA BULUŞUN

Egzersizin sizin için iyi olduğunu söylemeye gerek yok, vücudunuzun aktif olmasının, fiziksel ya da zihinsel sağlığa hemen hemen her bakımdan olumlu etkileri var. Bununla birlikte, egzersiz yapacaksanız, mümkün olan en temiz havayı bulmanız da oldukça önemli.

Arizona Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, insanların hava kirliliğinin yüksek olduğu bölgelerde, kalabalık yollarda koşmak gibi egzersizler yaptıklarında, sporun beyin üzerindeki faydalı etkilerinin azaldığını gösterdi. Bu, kirli havada egzersiz yapmanın, mevcut astım veya diğer akciğer rahatsızlıklarının kötüleşmesi ve kalp krizi, felç, akciğer kanseri ve kardiyovasküler hastalık riskinin artması dahil olmak üzere hava kirliliği ile ilişkili riskleri her halükarda şiddetlendirdiği konusunda uyarıda bulunan önceki araştırmalara dayanıyor. Bunun nedeni de, aktivite sebebiyle daha yoğun ve derin nefesler alırken daha fazla partikül ve kirli havayı solumanızdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.